Gazete:
AHMET HAKAN HANGİ PARTİDEN NEFRET EDİYOR?

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, bugünkü yazısında İşçi Partisi'ne düzenlenen operasyonları ele aldı ve İşçi Partisi'nden nefret ettiğini belitti.

Hakan, operasyonlar dolayısıyla İşçi Partisi ile ilgili 28 Şubat döneminde hatırladığı bir anısını anlatıp neden bu partiden nefret ettiğini yazdı.

Ahmet Hakan'n yazısının ilgili kısmı;

İşçi Partisi’nden nefret ederim

28 Şubat günü Milli Güvenlik Kurulu kararları tepemize bir balyoz gibi inmişti.

Kendimizde değildik.
Ertesi gün.
Kanal 7’nin haber merkezinde günün haberlerine bakıyoruz.
Arkadaşlar bir yürüyüş haberinin görüntülerini getirdiler önüme.
İstanbul’da İşçi Partili bir grup gösteri yapıyordu.
Ellerinde pankartlar, dillerinde sloganlar.
Söyledikleri şunlardı:
Kuran kursları kapatılsın, imam hatipler yok edilsin, ‘Devrim Kanunları’ derhal uygulansın, kılık kıyafete müdahale edilsin falan.

*

Asker vurmuştu yumruğunu masaya...
Sözde “sol” partinin adamları, sokağa çıkıp askere goygoy yapıyorlardı.
Ne goygoyu?
İşi daha da ileri götürüp “Bu yasaklar yetmez, daha fazlasını yap, daha çok vur, yık, parçala, yok et” diye çırpınıyorlardı.
Aynı İşçi Partisi’nin bugünlerde İslam’ı keşfetmesini, “En büyük devrimci Hz. Muhammed’dir” demesini, hadislerden medet ummasını, İslam’ın devrimci yönünü hatırlamasını falan gördükçe...
Acı acı gülümsüyorum.
İnsan bari küçük de olsa bir özeleştiri falan yapar.

*

İşçi Partisi’yle hiç işim olmaz benim.
28 Şubat’ın en egemen gücü olan ordu, halkın bir bölümünün her şeyine savaş açtığında bunlar o egemen güce “Vur daha fazla vur” diye bağırıp çağırıyorlardı.
Amaçları belliydi:
Halkın bir bölümünün yaşam tarzını boğmak, sindirmek, yıkmak...
Başarıyorlardı da:
Bu gözler, İstanbul Fatih’te gariban sarıklı ve cüppelilerin cadı avlarına maruz kaldıklarına, polis tarafından gözaltına alındıklarına tanıklık etti.
Neyse...
Esas konu bu değil.

*

İşçi Partisi’nin goygoy yaptığı o “zalim statüko” yenildi.
Yeni bir statüko kuruldu ve “yeni statüko” bu partiye göz açtırmıyor.
“Silivri’de gösteri yapacaklar” diye henüz yapılmamış gösteri nedeniyle tepelerine iniyor.
Parti binaları basılıyor, gençlik örgütlerinin liderleri gözaltına alınıyor, çıkardıkları gazetenin yöneticileri içeri atılıyor.
Yani roller değişmiş durumda.
Bu durumda esas konu şu:
Ben ne yapacağım?
“Oh olsun, beter olsunlar, vur Vali’m vur, daha fazla vur, göz açtırma, seslerini çıkaramasınlar” diye yeni statükoya goygoy mu yapacağım?
İşçi Partisi’nin 28 Şubat’ta oynadığı rolü mü oynayacağım?
Yoksa...
“Geçmişte ne denli zalimlikler yapmış olurlarsa olsunlar onların da hakları var” mı diyeceğim?
Bir grubun ideolojisini, geçmişini, haklılığını savunmak ile bir grubun hakkını savunmak arasındaki farkın es geçileceğini düşünüp “Aman yanlış anlaşılırım” diye sesimi çıkarmayacak mıyım?
Yani mazluma kimlik soracak mıyım?

*

Bizim kitabımızda şöyle yazar:
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun”. (Maide 8).
O zaman yapacağım şey belli:
Nefretimin beni adaletten zerre kadar saptırmasına izin vermemek...

Ahmet Hakan'n bugünkü yazısının tamamını buradan okuyunuz

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

The New York Times çizeri, Erdoğan’ı dans...
Türkiye’nin Kobani’ye koridor açılmasına dair yaptığı U dönüşü, The New York Times çizeri Patrick...

Haberi Oku